İlk değil Başak burcunda olan birinin kuvvetli hafızasının hışmına uğrayışım.
İnsanoğlunun kaderi midir acaba aynı zaman dilimlerinde benzer olaylarla karşılaşması.. Tesadüf değil de tevafuka inanan insanlar olarak bizler elbette ki başımıza gelenleri “Öylesine olmuş bitmiş olaylar” olarak yorumlayamayız. Yorumlayamadığımız gibi doğamız gereği sebeb-i hikmetini araştırmaya koyuluruz. Çoğu zaman bir neticeye ulaşamasak da düşünmek bizim işimizdir ve en zevkli faaliyetimizdir. Her ne kadar etraftan “Fazla kafa yorma”, “Çok düşünme iyi olmaz” şeklinde bolca telkinler alsak da çok da umurumuzda değildir hani.. Biz böyleyizdir ve seviyoruzdur halimizi…
Düşünmek dedik.. Tamam düşünmek de , neyi düşünmek, niçin düşünmek?? Her bir şeyi çokça düşünen bir insanın hafızasının hayli kuvvetli olması gerekmez mi? En nihayetinde “kafa yoruyor” üzerine yoğunlaştığı şeye. Adeta aklına kazıyor… Gibi görünür.. Sadece “gibi görünür” çünkü her düşünen her bir şeyi sımsıkı aklında tutuyor değildir. Yoğunlaştığı durum hal fikir vs. her ne ise aklının her zerresini o hal kaplarken, onun dışındaki her bir şeyi dışlar insan.. Sonra yoğunlaştığını da unutur. Kalır ortada her bir şeyi unutmuş, hafizası zayıf biri olarak..
Bazen hafızası kötü biri olmayı çok vahim bir durum olarak görsem de, ne yalan söyleyeyim öyle olmak çoğu zaman insanın işine yarıyor, özellikle de insan ilişkilerinde. Diyelim ki size biri bir sırrını verdi içini rahatlattı, sırrını başka birine söylerim endişesi taşımıyorsun, çünkü, unutmuşsun.. Sana bir kötülük yapıldı.. Ne gam! Kalbine yerleştirirsin affedicilik duygunu,sonunda yapılanı unutmuşsun(Bu; o insanı eskisi gibi alıp bağrına basmak manasına gelmez elbet, alınan ders vardır, sadece içinde kin taşımazsın) vs.. Bu örnekleri çoğaltabiliriz..
Amma velakin.. Bir de hafızası öyle kuvvetliler varkii… Senin öylesine söyleyip geçtiğin küçücük bir cümleyi hatta kelimesi kelimesine akıllarında tutuyorlar. Hafızalarında tutup da orada bıraksalar yine iyi, en onulmaz zaman da o öylesine sarf ettiğin sözü senin aleyhine döndürüp, öyle bir başına vuruyorlar ki, ağzın açık hayrette kaldığın yetmiyor, dehşete kapılırken ;hafızalarına bir yandan imreniyorsun, diğer yandan lanet okuyasın geliyor.. O zaman sana ancak gözlerini kısıp; “İnanmıyorum sanaaaa! Bunu mu aklında tuttun ben ebedde önüme gelse hatırlamazdım” diyorsun.
İşte bu işi en güzel kimler yapıyor derseniz “başak” burcunda olan insanlar derim. Benim de bahtım mıdır talihimidir nedir etrafımı başak burçları almış.. Bazen onların hafızasına imreneyim diyorum.. Sonra bir bakıyorum her bir ayrıntıyı akıllarında tutmaktan boğulur hale gelmişler, nefretlerinin, öfkelerinin, kinlerinin kızgın ateşinde ha bire kavrulup durmaktalar(hepsi böyledir diye genellersek olmaz tabii, benim rastladıklarım diyelim).. “Aman böyle hafıza bizden uzak olsun” demeden kendimi alamıyorum… Her şey kıvamında güzel! Efendimiz (sav) her bir şeyin orta yolunu münasip görmemiş mi? Öyleyse ilmi aklımızda tutabileceğimiz, faydalı yerlerde kullanabileceğimiz bir hafıza diliyoruz Rabbimizden… Başak burçları mı?.. Ha onlar… Alıştık artık; onlara da laf söylerken bin kere düşünüyoruz ;) (Başak burcunda olanlar kızmaz inş, benim rastladıklarım heeppp böyle de engin tecrübem var bu konu daJ )
Haydin hayırla…
|
DUYDUN MU? |