Şubat ayında Türkiye'de yoğun olarak yapılan "şehitlik ve şehadet" temalı programlar İstanbul Üniversitesi'nde de yapıldı. Üniversite duvarlarına şehitlerimizin fotoğraflarını asan Müslüman öğrenciler, şehitlere ait sözleri de fotoğrafların yanına astılar.
Hayatını iman ve cihad ile geçirenlere ancak şehit denebileceğini belirten öğrenciler, bu konuyla ilgili bir bildiri dağıttılar. İşte bildirinin tam metni:
HAYAT, İMAN VE CİHATTIR
Kavram kargaşası zihinleri bulandırmaya devam ederken bulanan zihinlere de kavramlar içi boşaltılarak sunuluyor. Anlam dünyasından koparılan kavramlardan biri de şehadet kavramı. İslam'a ait bu kavram İslam dışı birçok unsur tarafından kullanılmakta ve birilerinin emelleri uğruna harcanan insanlara şehid denilmekte. Cihadın terör ilan edildiği bir ülkede şehid kavramı dilden dile dolaşmakta.
Peki, kimdir şehid?
İslam dışı bir hayat tarzını savunmak için ölen mi; yoksa yalnız Allah'ın dinini hâkim kılmak uğruna canını imanına şahit kılan mı?
Allah'ın dinini hiçe sayıp, Allah'ın tüm insanlık için göndermiş olduğu vahyi sosyal, siyasal ve ekonomik yönleriyle kabul etmeyip, buna karşı açıkça cephe alan sistem için ölen mi; yoksa İslam'ı bir bütün olarak kabul ederek hayatıyla bunu ispat edip bu uğurda canını feda eden mi?
Temellerini İslam'a aykırı ilkeler üzerine kuran sistemler Müslümanların hassasiyetlerini kullanarak şehid ve şehadet kavramlarını yozlaştırıyorlar. Hâlbuki Hz. Peygamber (s.a.v) kimin şehid olduğunu çok net bir şekilde açıklıyor:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:
"Biri cesaretini göstermek, diğeri kavmini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır?" diye soruldu.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi:
"Kim İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır." (Buhari, Müslim)
Şehid, Şeyh Ahmet Yasin gibi "Ya Rabbi! Ümmetin suskunluğunu Sana şikâyet ediyorum" diyerek zulüm ve haksızlık karşısında suskun kalmayandır.
Şehid, Prof. Dr. Seyyid Kutub gibi idam sehpasına giderken: "Namazda şehadet için kaldırdığım bu parmak, zalimden özür dilemek için bir satır bile yazmayacaktır." Diyen ve yazdıklarının bedelini kanıyla ödeyendir.
Şehid, Abdullah Azzam gibi profesörlüğü ve makamı terk ederek "Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın" diyerek cihada koşandır.
Şehid, Cevher Dudayev gibi "Bizim mücadelemiz toprak mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz Allah'ın sözünü yüceltmek içindir." diyerek sözünün gereğini yerine getirendir.
Şehid, Şeyh Said gibi: "Beni bu değersiz dallarda asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve Din içindir." diye zalimlere haykıran ve şehitler kervanına katılandır.
Ve bugün peygamberlerden, sahabilerden ve âlimlerden devraldıkları cihad sancağını Afganistan'da, Filistin'de, Çeçenya'da, Irak'ta, Keşmir'de, Patani'de, Somali'de, Yemen'de ve daha birçok coğrafyada taşıyanlara selam olsun.
HAKSÖZ-HABER
|
DUYDUN MU? |